RİZE'DE GEÇMİŞTEN GELEN SES: 'ÇAĞATARA'
Rize'de Çağatara'nın tek ustası Sedat Karslı, sade görünümüne rağmen mutlu edebilen oyuncak olan Çağatara'nın hikayesini anlattı.
Yayınlanma :
09.04.2011 13:47
Güncelleme :
19.08.2021 16:07
Çağatara’nın Rize’deki geçmişi hakkında bilgi alabilir miyiz?
Aslında Çağatara’nın yazıya dayalı bir tarihi yok. Bu konudaki bilgim kendi çapımda yaptığım araştırmalar ile sınırlı. Bu civarın insanlarına özelikle büyük ninelere sorduğumda 160 yılı deviren bir geçmişi olduğunu öğrendim. Ninelerin zamanında sıkca oynanılan ve sevilen bir oyunmuş. Ama günümüze gelişi biraz tuhaf oldu. Çünkü günümüze unutularak geldi. Sanki böyle bir şey önceden yoktu ve hiç görülmemiş gibi... Hiç olmazsa bu kadar bilinmeyen bir oyuncak olması tarihinin ne kadar geriye dayandığının göstergesi olmuş olur.
Çağatara yapımına nasıl merak saldınız ve Çağatara’yı üretmeye nasıl karar aldınız?
Rize beziyle ilgilenen benim teyze çocukları vardı. Onların atölyelerinde gider gelirdim sürekli. Günümüzü o atölyede geçirmeyi severdik. Yaklaşık 10 yıllık bir sürede sürekli gidip geliyordum. Ben orada kendi kendime söylüyordum. Ben Çağatara yapacağım diyordum. Hiç yapmamıştım ama yapmak istiyordum. 2 aylık bir süreçte bunun kararını aldım ve yapmaya başladım. İlk yaptığımda yine o atölyede yapmıştım. Öyle yamuk yumuk bir şey olmuştu ama yapımının zevkli oluşu benim bu konuya daha da alıştırmaya başladı. Şimdi ise boş vakitlerimde yapamaya çalışıyorum. Zamanım oldukça Çağatara İle vakit geçiyorum.
Çağatara’nın size yüklediği anlam nedir. Neyi hissederek yada neyi düşünerek yapıyorsunuz.?
Çağatara’yı atölyemde yalnızlığımla beraber yapıyoruz sanki. Çağatara bana kendi yalnızlığımın yansıması gibi geliyor. Yapımından çok huzur ve mutluluk duyuyorum. Bunun yanındaysa büyük bir heyecan duyuyorum, heyecan duyarak yapıyorum. Zaten işin renkli tarafı da o birilerini eğlendirecek belki de mutlu yapacak bir şeyi üretmek kadar güzel bir şey daha yok. Ama bu noktada şöyle de bir şey var beni üzen. Bazen insanlar Çağatarayı görünce şaşırıyorlar. Sadece ceviz olduklarını sananlar var üzerindeki pervaneyi yanından geçen ipi hiç görmüyorlar. Basit bir şey gibi gelebiliyor insanlara ama değeri atalardan gelen bir şeyin ne olduğunu bilmeden yorum yapılması beni üzüyor. Bazen de pervanenin döndüğünü görenler bunun içinde ne var ne bunu böyle döndürüyor diyorlar. aslında bir bakışta anlaşılacak kolay bir mantığı var ama böyle sözler duyunca şaşırıyorum ve hayret ediyorum. Benim gözlemlediğim kadarıyla insanlarımız özellikle geçmişlerine duyarsız. Bir olayın yaşanmışlığının tadını bilmeden yaşanmamışken yorum yapılması bu tür malzemeleri üreten üreticilerin motivasyon kaybına uğramasına yol açmalarına neden olabilir. Hatta, bu konuda bir anımda var. Şöyle ki kahvede oturan bir amca vardı. Bende o zamanlar yeni yeni Çağatara yapmaya başlamıştım. Çağatara’yı amcaya gösterdim ilk bakışta hemen yorum yaptı "uçuyor mu bu ceviz?" dedi. Yok dedim sen bununla oynadıkça sen kendin uçuyorsun dedim. Gerçekten de Çağatara’nın öyle bir büyüsü var. Bir kez elinize aldığınız zaman sadece o ipe asılıp nasıl döndüğünü izlerken o an aklınıza hiçbir şey gelmez. Sadece dönmesini seyir edersiniz. Böyle bir büyüsü olan oyuncak işte Çağatara sade görünümlü mutlu edebilen bir oyuncak…
Çağatara’yı bilen yaşlı insanlardaki tepkiler neler oluyor?
Bu konuda ilginç şeylere şahit oldum. Çocukluğumun oyuncağıydı diyenler oluyor ara sıra. Ama bunu diyenler çocukluğundan sonra hiç aramamış oldukları ve bir şekilde unutulmuş oldukları bir oyuncağı görmüş oluyor. Eskiyi anımsatan, pervanesi döndükçe insanın ruhunu uzaklara getiren bir oyuncak olması da benim hevesimi daha da arttırıyor. Sadece çocukluğunda oynamış olan insanlar değil diğer insanlarda da aynı huzuru verebiliyor. Turistlerin Çağatara’ya büyük bir ilgisi var. Çok tuhaf bir görünüme sahip olması insanların ilgisini üzerine çekmeyi sağlıyor. Daha önce bu oyuncağı hiç görmemiş biri bile olsa oyuncağı alıp kendi ruh alemine güzel bir yolculuğa çıkabiliyor.
İleriye yönelik planlarınız nelerdir?
Ben sadece şu anlık Çağatara’nın seri üretimine başlamayı düşünüyorum. Bin adet, iki bin adet durmadan üretmek istiyorum. Hem kendim için bir motivasyon oluyor hem de daha çok insanın bunun var oluşundan haberdar olmasını sağlamak istiyorum. En kısa zamanda da bütün eksiklerimizi tamamlayıp Çağatara’nın seri üretimine başlamak istiyorum.
Röportaj: Muhammet Kığılcım
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: